|
Menü Arama Yazılarım ( 293 )
00.00.0000 Bugün günlerden ne?
![]() Bugün günlerden ne? gibi sıradan bir soruyu, genç bir kalemin, yola yeni çıkmış bir fikir işçisinin dilinden cevaplamak ne kadar şık olurdu: Gelmeyen günden önce[si] ve giden günden sonra[sı]. Yeni ve galiba ilkkitabıyla Sıkı Tut Ruhunu (Karakalem Yayınları) diye seslenen Rabia Nazik Kaya, gitmiş dün ile gelmemiş yarın arasında sıkıştırdığımız, geçiştirdiğimiz, ıskaladığımız gerçek zamana, ömrümüzün biricik gününe, bugüne çağırıyor bizi. Ömrümüzün hepsini bugünde harcıyoruz. İçinde yaşadığımız, nefes aldığımız, yürüdüğümüz, uyuduğumuz, uyandığımız başkaca bir gün yok. Hiç olmadı. Hiç olmayacak. Bana gelince gelirse bugün diyeceğim yarınlar bekliyor beni. Benden gittiğinde dün diye hatırlayacağım bugünleri yaşıyorum şimdi. Takvim yapraklarından rakam kovalamaya gerek yok o halde! Bugün, günlerden bugün. Dünden sonrası, yarından öncesi. Sadece bugün ve sadece şimdilik yaşıyorum. Dünya bugünden ibaret. Dünün ölmüşüyüm, yarının doğmamışıyım. Dünlerin hepsi bana tanıklık edecekleri yakın yarını, yani Hesap Gününü bekliyor. Yarınlar bugün oldukça, hesabını vereceğim dünler çoğalıyor. Arkasını dönüp giden dünlerin hepsi, yakında gelecek geleceğimin, yani nihaî yarınımın hesabını yüklüyor omzuma. Böyle olunca Hazreti Ali Efendimizin bugün ve yarın hesabının altına daha bir inanarak imza atıyor insan: Ey benim gibi nefis taşıyan dostlarım! Dikkat edin! Dünya arkasını dönmüş gidiyor. Ahiret yüzünü çevirmiş bize doğru geliyor. İkisinin de taliplileri var. Siz ahirete talip olun. Bir çocuk gibi dünyanın kucağına oturmayın. Unutmayın, bugün amel var, hesap yok. Yarın da hesap var, amel yok. Yarın geldiğinde dün eylediğim her bugünüm artık ahirete aittir, hatta ahirettir. Çünkü benim ömrüm, tüm bugünlerimi dün ettiğimde biter. Öyleyse dün ettiğim bugünler kadar ayağım çukurda, yani ahirete aitim. Ölüm, bugünlerin hepsinin dünleşip soluklaştığı; yarınların hepsinin bugünün akşamında yığılıp düştüğü andır. Soldurduğum dünler kadar ölüyüm; eskittiğim dünler sayısınca ölüme yakınım; geride bıraktığım bugünler hesabınca yarınlarımı eksiltiyorum. Dün eylediğim her bugün artık paketlenmiştir, defteri dürülmüştür. Dün, artık değiştirilebilir değildir. Dünün içinde bir şey eyleyemem. Dünüm eksiği ve kusuruyla Hesap Defterine kayıtlıdır. Rabbim mağfiret etmezse, düne ekleyeceğim bir şey yok. Rabbim merhamet etmezse, dünden bir şey eksiltemem. Dün için hesap vereceğim; ama düne bugünden kıl kadar bile bir amel katamam, zerrece sevap ekleyemem. Henüz bugün olan bugün ise amel katabileceğim tek günüm; onu dün edinceye kadar hesap sorulmayacak bana. Öyleyse. Bugünümü dün olduğunda bir şey ekleme ya da eksiltme ihtiyacı duymayacak kadar özenli yaşamalıyım. Ameli olan-hesabı olmayan bugünümü, ameli olmayan-hesabı olan dünün hakkını vermek üzere doldurmalıyım. Bir de Hiç ölmeyecekmişsin gibi dünyaya, yarın ölecekmişsin gibi ahirete çalış sözü üzerinden de bir hesap yapayım. Bugün hiç ölmeyeceğim, yarın olduğunda ise bugünü dün etmiş olarak, ölmüş olacağım. Dünde sadece hatıram kalacak; tıpkı bir ölmüş gibi. Yarın olduğunda, bugünkü bugün de benim için ölmüş olacak, dün olacak, bana ne güneşi değecek dünün, ne sıcağı dokunacak. Ne bir şey ekleyebileceğim dünüme, ne parmağımı kıl kadar kıpırdatacağım. Dün bana ne bir güneş getirecek ne de bir akşam sunabilecek. Oysa, bugünün hiç ölmeyeceğiyim. Bugünün içinde hiç ölmeyecek gibi ebedî meyveler devşirebilirsem, yarın geldiğinde dünün huzurlu ölmüşü olabilirim, dünün ölümünü huzurla karşılayabilirim. Öyleyse, bugünün dünyasından hiç ölmemek üzere yaşayacağım ebediyet meyveleri devşirmeliyim. Öyleyse, bugünümü, ölüsü olacağım dünlerin hesabını ahirette verecek şekilde diri ve dik tutmalıyım. Bugünün içinde hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayacağım ebediyet sırrının saklı olduğunu bilmeliyim. Yarının eşiğinde ise bugünümün dünleşip öleceğini farkedecek bir fanilik hükmünün yazılı olduğunu farketmeliyim. Gitmiş dünler hesaptır. Gelmemiş yarınlar ise fırsat. Ömür dediğin gitmiş dünden sonrası, gelmemiş yarından öncesi ise, hep bir hesabın sonrasında ve hep bir fırsatın öncesinde yaşıyorum. Fırsatları hesaba yazdırmak için ise elimde sadece bugün var. Bugün iken hiç hesaba çekilmeksizin amel edecek kadar ölmeyecekmiş gibi dipdiri yaşadığım, yarın gelip dün olduğunda ise amel eyleyemeksizin hesaba çekilecek kadar ölmüş gibi çaresiz ve kıpırtısız kaldığım o kritik zamanı yaşıyorum şimdi. Başka zaman var mı ki? Bu yazı 4735 defa görüntülenmiştir.
Yorumlar ( 0 ) |