Senai Demirci

İnşaallah, 12 Eylül sabahı sandığa bir ibadet şuuru ile yürüyeceğim, Kahhar isminin tecellisine ayine olmak niyetiyle zalimlere karşı EVET diyeceğim...

Yazılarım ( 294 )
15.07.2009
Yazı boyutu
A A A
Tesettür, kılığına girilecek bir şey midir Ayşe?

Miyavlamak insanı kedi yapmaz. "Semâzen" kıyafeti giymek de "semâ ehli" etmez insanı. Bu yüzdendir "semâ ediyor"diye anons etmezler kimi sanatçıları. "Semâ gösterisi" yaparlar en fazla. Gösteriyle kalırlar sadece. Mevlânâ'ca duymasalar da olur, semâlara ağmasalar da olur. "Başörtüsü takmak, çarşaf kılığına girmek, abaye kıyafetlere bürünmek "mütesettir" eylemez seni. Tesettür, dışarıdan başlamaz ki, bacım benim. İçeridedir tesettür; gizlidir. İçeridendir tesettür; sırlamaktır güzelliği. Tesettür başa geçirilmez bir hamlede. "Nur" olmak içindir tesettür; tenden şehvetten soyunup kalbiyle ve ruhuyla görmek/görünmek içindir. Haberin yok galiba, başörtüsüyle görünmediği halde 'tesettür'e sımsıkı bürünenler var aramızda. Tesettürün, senin başına doladığın "görünür" cephesini tamam edemeseler de, derinlerinde buzdağınca bir örtü saklarlar. Görünmezdir o örtü. "Örtü" diye görünse de, yine görünmez. Başörtülülerin hepsi bir değildir.Başörtüsünün içinde senin gibi zoraki duranlar da vardır. Başının örtüsüne başını verecekler de vardır. Benzer davranış kalıpları sergileyen "laboratuvar yaratıkları" değildir onlar. Birinin resmini ansiklopediye koyunca hepsi hakkında fikir edinebileceğin "deniz altı canlısı türü" diye tanımlanamazlar. Her biri biriciktir. Başörtülünün hepsi başörtüsü de değildir. Tesettürü olmayan başörtülü de olabilir. Başörtülü olmayan tesettürlü de olabilir. Saçları görünürken kendini örteni vardır. Saçlarını örterken kendini görünür kılanı da olabilir. Gösteriye dökülür bir şey olsaydı tesettür, kılığına girebilirdin belki. Saça dolanmış bez parçası değildir. Teni sarmış elbiseden fazlasıdır. Tesettürün sarıldığı "nüve" içerilerdedir. Başörtüsünün bağlandığı "çekirdek" görünmezdir. Kılık kıyafetle başlamaz da, kılık kıyafetle bitmez de. Tesettürün senin göremediğin bedelleri vardır gerilerde. Senin giyinemeyeceğin libaslar diker gönüllerde. Senin üzerinde gösteremeyeceğin dikişleri, dikilişleri vardır tesettürün. Hürriyet'li bir irtica haberiyle, diplomasından olmak gibi bir bedel meselâ. Milliyet'çe bir namaz ihbarıyla, delikanlıların (ki sen sadece kızlar örtünür sanıyorsun) taşkınlıklara karşı kendilerine örtü edindikleri secdelerden utandırılmalarının yükü vardır meselâ. Cesaretin varsa, Uğurlu Kanal D haberlerinin başörtülüdür diye ele güne rezil ettiği, üzerindeki iftiralardan aklanmak için hâlâ daha çırpınan fedakâr doktorların, idealist öğretmenlerin suskun hüzünlerini giyin, mütevekkil sabırlarını dola başına. Kabına sığmıyorsan, ülkesinden kovulup Viyana'da, Prag'da, Bükreş'te anne babasına hasret çeken sürgün kızların sessiz çığlığını kuşan, gurbet sızılarını al omuzlarına. Senin patronunun Tower'i 'tesettürlü Ayşe'yi ya 'hizmetli' olarak, ya "biz de dine saygılıyız" gösterisine gönüllü hizmet sunması için 'folklorik bir detay' olarak ya da sahiden tesettürlü Ayşe'leri sosyolojik malzeme, fantastik çeşitleme gibi yağmalamaya hevesli "tesettürlü Ayşe"ymiş gibi gezecek gazeteci olarak hoş görebiliyor. Sen, yani sahiden sen, orada, sahici tesettürün içinde olsaydın Ayşe, gazeteci rolü oynayan Ayşe değil de, sen Ayşe örtünseydin, Tower'ları ne olurdu acaba?
| Daha

Bu yazı 4465 defa görüntülenmiştir.
Yorumlar ( 3 )
esref
02.06.2010 11:46
sevgili nurlu eşime....


Gül-i Gülzar
04.03.2010 12:40
İçimde sebepsiz bir huzursuzluk vardı...Anlamlandıramadığım görüntüler gözlerimde...Tesettür...O kadar ağır ki taşıması...dikkatli olmalı insan...en çok onların yaptıkları dikkat çeker ve mal edilir hepsine...herkesin birden hakkına girmiş olursun...Ne yazık ki böyle bir toplumda yaşıyoruz...bire bin katan, biri bin yargılayan, topluma...Tesettürü kalbimize giydirelim...Yüreklerimizi taçlandıralım...Güzel bakalım güzel görelim...3 günlük dünya zevki için ahireti yakmanın ne alemi var...sözde değil özde yaşayalım...Senai abim ne güzel dokunduruyor...anlayana tabi...Yada anlayabilselerdi bunlar yaşanır mı demekten de alıkoyamıyorum kendimi...


...
29.11.2009 21:41
Güzel yüreğine ellerine sağlık Senai abim..
Reina'nın kapısında inat eden Ayşe ablacık gel bide bizim üniversitenin kapısında inat et be ama kapıdaki gardiyanlar kadar kibar olmaya çalışmaz bizim bekçiler kalbini kırar yüzünü kızartırlar(eğer inanarak taksaydınız tabi)diyesim var anlatasım var tabi Ayşe ablacık en başından koyveriyor "karşı mahallenin kadınlarını anlamak değilki maksat"..


Anasayfa | Biyografi | Yazılarım | Kitaplarım | İletişim
Her hakkı mahfuzdur. www.senaidemirci.net
web tasarımı deSen