|
Menü Arama Yazılarım ( 293 )
09.12.2009 "ev"iniz boşken, "yuva"nızı keşfedin...
![]() Mahalle... O bildik yüzü ile, alışılmış telaşı ile karşılıyor beni... Sessizce içine alıyor, kucaklıyor. Köfteci köşede, karpuzcu onun karşısında. Pazar sokağı boş; tezgahlar kenarlara savrulmuş, bekliyor. Eksiği yok gibi duruyor; bir benim bildiğim eksiğin eksikliğini çekmesini bekleyemem elbet! Evim az ötede; perdeleri çekili. İçeride ışık yok, içeride ışığa ihtiyaç duyan yok. Yansa bile boşluğa düşecek huzmeler. Yetim kalmış eşyaları kendileriyle yüzleştirecekler, belki de ağlatacaklar. Işığın vurduğu yerde bana yeni aydınlıklar sunacak yüzler yok. Kapıdayım. Zile basmam gerekmiyor. Zilin sesine ses verecek yok. "Kim o?" diyenim yok. Adımın ve sesimin yankılanmasına derinliğini bilemediğim ama varlığından emin olduğum tanımsız bir sevinçle karşılık verecek yok. Kapının arkasında bekleyenim yok. Önünde beklemek ile arkasına geçmek arasında pek fark yok. Kapalı kalsa ne gam! Açmaya değmeyen kapıdan daha büyük duvar var mı ki? Anahtar elimde. Kendim çeviriyorum. Bana açılmıyor kapı. Ben açıyorum kapıyı. Ben açılıyorum kapıya. Sessiz ve loş koridor. Ses yok; tanıdık yüzler eksik beklediğim gürültü tükenmiş, alıştığım uğultu alıp başını gitmiş. "Baba bana ne aldın?" diyen bıktırıcı ses bile terk etmiş kapının arkasını. Ayakkabımı çıkarmama bile fırsat vermeyen, apansız boynuma atılan sabırsızlıkların yerinde yeller esiyor. Mutfağın tıkırtısı kesilmiş. Koku gelmiyor içeriden. Ocak sönmüş; tencereler kenarda bekliyor, tabaklar pek uslu duruyor. İçeride kocaman bir boşluk; sanki ağız olmuş sustukça konuşuyor, konuştukça sus(tur)uyor. Çöp kutusu boş. Kocaman bir hiçliğin, hep dolu gördüğüm için hesap etmeye fırsat bulamadığım o tuhaf boşluğun sözcüsü olmuş. Konuşuyor boş çöp kutusu. Dolu dolu bağırıyor hiç çekilmeyen çekmeceler. Hiç kirlenmeyen tezgah, hiç akıtılmayan musluk, hiç kırışmayan kilim ve yerinden hiç kaymayan sehpa örtüsü, hayatın nabzının çekildiğini haykırıyor dört duvar arasından. Eşyanın ruhu çekilmiş. Pencere pervazlarında çocuk bakışının ışıkları eksik. Kapı aralarından aşina kadın sesi sızmıyor. Koridor daha da daralmış, darlanmış. Canı çekilmiş odaların, yastıkların beyin ölümü gerçekleşmiş. Aynaların yüzü solgun; bakanı yok. Hiç dokunulmamış diş fırçası içimin içinde bir yerlere dokunuyor. Hiç erimeyen sabun gizli sızılarımı köpürtüyor. Bisikletler köşelerine çekilmişler; boyunları bükük, pedalları suskun. Giyilmeyen küçük terlikler ağlıyor gibi, minik ayakların dokunuşuna hasretler. Buzdolabındaki çikolatalar değecek dudaklar arıyorlar kendilerine. Derin dondurucuda eriyeceği aşklarını özlüyor dondurmalar. Ayakkabılık rahatlamışa benziyor, kalabalığı başından savmış, sakinleşmiş. Çok giyilen ayakkabılar alıp başlarını gitmişler. İçindeki ayaklar başka yerlere basıyorlar, uzak yollara koşuyorlar. Bilgisayarın tuşlarına dokunurken omuzlarıma çıkan, "bana yesim göstey baba!" engellemesinden kurtuldum. Bu "kurtuluş"un esiriyim şimdi. Omzuma apansız yaslanan o beklenmedik ağırlığın yokluğu çökertiyor omuzlarımı. Seccademin tam orta yerine uzanıp secdelerimi engellemeye çalışan minik bedenin bıraktığı boşluğa koyuyorum alnımı. Boşluğa düşüyor gözlerim. Sabah ayaklarıma dolanan, kapıdan çıkışımı sonu gelmez bir törene dönüştüren o ses yok. Hiç sırası değilken, "Baba, haydi gezmeye gidelim!" diyen ses yok. Eşim ve çocuklarım bir süreliğine şehir dışında. Acıyla anlıyorum ki, benim varlığım doldurmaya yetmiyor evi. Eşim ve çocuklarımın çekilmesiyle ortaya çıkan o boşluğun çok az bir kısmına denk geliyor cismim. Varlığım "ev"i "yuva" yapmaya yetmiyor. "Ev"i "yuva" yapan o görülmez boşluğun boyutlarını ölçmeye başlıyorum şimdi. Ölçü birimim Sueda Zeynep, Mustafa Ahmed, Mehmed Furkan ve Semine... Onların sıcak ve enis yüzlerince ölçüyorum o boşluğun yüz ölçümünü. Onların seslerinin yankılanmasıyla tahmin ediyorum o boşluğun nerelere kadar uzandığını. Onların hasretlerinin göğsümdeki ağırlığı ile tartıyorum o boşluğun havasını. "Evim" onlarsız da oluyor ama onların uzaklığınca uzak kalıyorum "yuvam"a. "Evim" onların yokluğunda da ayakta duruyor ama "yuvam" onların kıyılarımdan çekilerek açtığı o derin uçurumun dibinde bekliyor. Tecrübemle sabit olmuş tavsiyemdir: Bir gün "ev"iniz boş kaldığında, "yuva"nızı keşfe çıkın. Doğrudur; taştan ve demirden yapılır evler; kolayca da bulunur onlar. Ama yuvalar çocuk cıvıltılarının ninnisiyle, kadın dokunuşunun sıcaklığı ile inşa edilir. Kolayca kaybedilir onlar; kolay kolay bulunmazlar... Bu yazı 2889 defa görüntülenmiştir.
Yorumlar ( 33 ) CAN
04.01.2010 18:19
eş olmaya adaylar için yuva neymiş, ev neymiş, eş nasıl olur, nasıl hissedermiş anlamak için ne ibretlik bi yazı.....
aslında hocam böyle konulu yazılara, okumalara, dinlemelere ne çok ihtiyacımız var bunu anladım .... yasemin
31.12.2009 21:41
zeynep beydilli
25.12.2009 13:03
Visal
20.12.2009 01:10
Hocam sizin ayrılığınız bir oruç gibi iftarı belli imsağı belli.O imsağı şafak edip beklemek anında nasıl ki oruçluyken açların halini bir nebze anlamak haline düşeriz siz de anladınız kapıyı anahtarla açanların yalnızlıklarını.Hele ki yurdundan uzaklarda, bilmediği ülkelerde, bilmediği insanların şehirlerinde her akşam eşyalarının ruhu çekilmiş evlere girenlerin haline yakın oldunuz.Sizin kavuşmanıza sayılı gün var bu ruha,bir de ne zaman biteceğini ve dahi biteceğini bile bilmeyenler var...
Rb
15.12.2009 03:12
HAVVA
14.12.2009 14:50
S.A SENAİ ABİ YAZINIZI OKURKEN GÖZLERİM DOLDU TUTAMADIM KENDİMİ ŞAHSIM ADINA SÖYLÜYORUM SEVDİKLERİMİZ YANIMIZDAYKEN BİZİMLEYKEN BİZLERDE ONLARLA OLABİLSEK RIZA DAİRESİNDE SEVSEK SEVİLSEK BERABER OLABİLSEK HER NE KADAR YAPILANLAR BİZCE DOĞRU OLSADA İSTEMEDENDE OLSA YANIMIZDA YANI BAŞAIMIZDA SEVDİKLERİMİZİN KALPLERİNİ KIRIYORUZ KALP KIRILINCA TELAFİSİ ÇOK ZOR NE KADAR DA OLSA ESKİ MUHABBET SEVGİ OLMUYOR SAYGI DEGER AGABEY MEVLAM BİZE VE SİZE KOLAYLIK NASİP ETSİN İŞLERİMİZİ KOLAYLAŞTIRSIN SEVDİKLERİMİZLE BİR ÖMÜR SAĞLIK HUZUR MUTLULUK BERABERLİK İHSAN ETSİN CENAB-I HAK YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN GÖNLÜNÜZÜN GERÇEK SAHİBİNE EMANET
Nil.
14.12.2009 13:14
İçinde sevdikleri olmayınca eşyaların yetim kaldığını,evde yalnızken ne kadar çok ışık ve aydınlık varsa bile etrafında sevdiklerinin yüzü yoksa, o ışıkların sönük kaldığının ancak sizin gibi yüksek ruhlu insanlar farkında olur.Kapıdan içeri girince baba bana ne aldın diye soramayan , babasının boynuna sarılamayan babasıyla mesafeli çocuklarını ha vaaar ha yok hiç farketmeyen babalar ne kadar nasipsiz, ne kadar bedbahtlar...
Dilerim Rab'bimden, aile sıcaklığının kutsiyetinin farkında olmayan babalar, yuvalarının çocuk uğultularıyla, kadın dokunuşunun sıcaklığı ile yuva olduğunu onları kaybetmeden farkına varabilen yüksek ruhlardan olabilirler... Yüreğimizi sızlatan, vicdanımızı bir kez daha kontrol ettiren eşsiz yazılarınızın devamı dileğiyle.. Allah sizden razı olsun.. mehmet
14.12.2009 12:02
hocam selamun aleyküm
beni adeta alıp götürdünüz beni benden aldınız en yüksek uçurumlardan aşağı attınız yüzlerce km uzaktan bir ok sapladınız en içten yerime mükjemmel bir yazı ama benim gibi duygusal insanlara gerçekten üzücü geliyor ağzınıza elinize sağlık hocam inşallah yüzyüze de dinlemek isterim sizi... tuuba
13.12.2009 11:35
Evi yuva yapan ne taşlar, ne tuğlalar ne perdeler...
Evi yuva yapan "kızım" diyen sıcak bir ses "ablacım" diyerek sarılan öpen içine işleyen bir nefes... Ama bazen yuvanın baş tacı gidiyor istemesekte üzülsekte ağlasakta gidiyor bir daha göremeyeceğimiz uzaklara gidiyor sadece rüyalarımızda görüyoruz onu... dualarınla içinde yaşatıyorsun... sonra senin gitmen gerekiyor yuvanın eve dönüşebileceği acısını kalbinde taşıya taşıya gidiyorsun başka bir şehre çünkü hayat beklemiyor okuman gerekiyor... içinde "kızım" sesini hapsedip her kızım diyen bir annenin sesini duyduğunda kalbindeki sızıyı hissede hissede gidiyorsun... sonra tatillerde dönüyorsun ama hep boşluğu hissediyorsun sanki mutfaktan bir ses gelecek annem "-kızım ellerim sabunlu ocağı kapatır mısın_?_" diyecek ama yok sessizlik içinde boğuluyorsun susuyorsun sessizce ağlıyorunsun... en acısıda biliyorsun o ses hiç gelmeyecek bir daha duymayacaksın sarılamayacaksın... sanki beş kenarı varmış evimizin ve şimdi biri yok ve oradan ayaz, fırtına, kar, soğuk geliyor her esen rüzgarda kalbim acıyor... evimizi yuva yapan annemi özlüyorum Allah herkese gerçek alemde sevdikleriyle birlikte olmayı nasip etsin inşallah...cennette bir yuvada buluştursun inşallah... selam ve dua ile... esin
13.12.2009 01:28
SELAMUN ALEYKUM SENAİ ABİ
BENİ SENELER ÖNCE ANNEMİN,RAHMETLİ ABİMİN HASTANEDE YATTIGI YILLARA GÖTÜRDÜNÜZ ANNEM ABİMİN BASINI BEKLERDİ,BİR GÜN OKULDAN EVE GELDİĞİMDE EVDE YEMEK KOKUSU VARDI.ANNEMLE SARILIP AGLAMISTIK.ASLINDA YEMEGIN KOUKUSUNDAN ZIYADE EVIMIN KAPISINI GÜLEN BİR YÜZÜN ACMASI İDİ. ALLAH RAZI OLSUN HOCAM,BU YAZI İLE SEVDİKLERİMİZİN KIYMETİNİ BİR KEZ DAHA HATIRLATMIŞ OLDUNUZ Gülseren
13.12.2009 01:26
....sevmek birbirine bakmak degil, ayni yöne bakmaktir... Ayni yöne bakan eslerin evleri yuvaya dönüsüyor. Yuvaniz cennete acilan kapiniz olur insallah. Senai kardesim..
beyza
12.12.2009 19:55
Yazınızı okurken 10 yıl önce yaşadığım bir hadise geldi aklıma. Fakültede öğrenciyim. Yaşantısındaki örnekliği, kılavuzluğu, arkadaşlığı ile bende apayrı bir yeri olan hocam 4 yıllığına Türkmenistan`a gidiyordu. Haberi sınıfta verdiğinde kendimi tutamamış ağlamıştım.Bir daha öğrencisi olamayacak ufkumuzu açan ilminden mahrum kalacaktım. Nezaketin timsali hocamız bizden uzaklaşıyordu.Evimden çok zaman geçirdiğim sıcacık ilim yuvam bomboş ve buz gibi bir beton yığını haline geldi gözümde.Gözyaşlarımla ıslattığım kitabımı hafifçe çekiştirerek ağlama dedi bana. Ağlama... Ayrılıklar olmasa kavuşmaların kıymetini kim bilebilirdi...
şenay acar
11.12.2009 15:14
ne mutlu size, ne mutlu evinize, ne mutlu hepinize. şimdi böyle alenen yazılır mı? bulan var saadeti bulamayan var. herşeyin karşılıklı olanı güzel,karşılık olmayınca üzer. zaman bir back le geri alınsa ben de beklerdim saadeti sonsuza. ne büyük nimettir mutlu evlilik, ne büyük nimet, ne büyük nimet...
özden
11.12.2009 14:50
Rabbim hayattayken onları kaybetmeden kıymetini bilenlerden eylesin cümlemizi inş.asıl memleketimizdede beraber eylesin inş.
fazilet
11.12.2009 10:36
yalnızlık Allah'a mahsus sözü aklıma geldi , yazınızı okuyunca.İlk insan adem ,cennet kendisine verilen en büyük nimet olduğu halde, yalnızlıktan şikayetçi olmamış mı rabbine.Şimdi ise biz insanlar cennete kavuşmak için neler arıyoruz.Anlamadım gitti neden o zaman yalnızlıktan şikayet edilirken , şimdi içinde bulunduğumu kalabalıktan şikayetçiyiz.Biz istemedik mi kendimize benzeyen birini.evin en küçük çocuğu olan ben de diyebilirim ki altı kardeşim dört tanesinin ilk önce üniversite eğitimi diye evden gidişleri ilk annemi, babami ve beni üzmüştü, daha sonra kendi yuvalarını kurup orda yaşama devam edişleri.Onlarla ben de üzüldüm, alışmıştım her sabah doğan yeni güne onlarla başlayıp, gecenin en karanlık uykusuna onlarla uyumaya, sofrada kedi gibi birbirimize oyunlar yaparak yemek yemeye.hüzün kapladı yüreğimi nedense.son söz çok doğru kaybetmek kolay ama bulmak zor...
Tuğba Tezcan Akkurt
11.12.2009 00:00
Allah herkesi sizin gibi kıymet bilenlerden eylesin inşaallah.Varlık içinde yokluğu tefekkür edebilmek herkese nasip olmuyor,Rabbim hepimize sevgileri yarınlara bırakmadan yaşamayı,bize verilen emanetlere sonuna kadar sahip çıkabilmeyi ahde vefa göstermeyi nasip etsin.Varlıkta yokluk aynasına bakmamıza vesile oldunuz.Allah razı olsun...
nesrin
10.12.2009 21:49
rabbim kimseyi yalnız, kimseyi ONSUZ, kimseyi sevensiz bırakmasın AMİN. ama keşke bende mekke topraklarına gidip sevdiklerimden uzak kalsam ne mutlu size siz gittiniz ve geldiniz Allah onun için gurbete gidenlerden eylesin amin
Sadiye
10.12.2009 21:09
Çok güzel olmuş hocam yüreğinize sağlık.Her zamaki gbibu yazınızı da hayranlıkla okudum.Evde kimse yokken n anahtar sevilir ne de kapı.Sanki yapayalnızmışsın hissi doğar ya kalbe.Aslında yalnız değilizdir.Yalnızlığın sahibi bizimledir.Ama evimizde her şeyi paylaştığımız paylaştaşlarımız yokken paylaşacak birşeyde olmuyor.Paylaşacak kimsenin olmaması bize buduyguları hissettiriyor.Eyvallah hocam...
esra
10.12.2009 20:52
Çok hüzünlendim yazınızı okurken..Rabbim hiç ayrımasın sizi çocuklarınızdan eşinizden sevdiklerinizden...Kimseyi ayrı koymasın sevdiklerinden sevenlerinden...
Neyse ki 'bir süreliğine' bu yokluk/boşluk..Ayrıca ne mutlu böyle bir eksikliği hissedip de böyle güzel dile getirebiliyorsunuz...Böylesine içten yazılması zaten bu yazınızın da bu kadar insanın içine işlemesinin sebebi..Ellerinize sağlık hocam,bir an evvel zili çalarak evinize girersniz inşallah :) Kardelen
10.12.2009 19:26
S.a sayın hocam;
Yine derin ve bir okadar da doyumsuz bir hüzün yaşattınız bize.Bir an içimi korku sardı, neyse ki dualarla rahatladım... Rabbim ailenizle birlikte iki cihan saadeti nasip eylesin sizlere... Dua ve muhabbetlerimle...O'na emanetsiniz... nalangül
10.12.2009 16:02
Güllerin en güzeline ( sallallahu aleyhi vesellem) komşu olası hocam, Yüce Mevla, eşinizle çocuklarınızla her iki dünya saadeti nasip etsin inşallah...Hamdolsun anne baba olan güzel bir yuvam var ama yazınızı okuduktan sonra bir an kendi yuvamı kurma zamanı geldi mi acaba diye düşünmeye başladım :) Elleriniz,yüreğiniz dert görmesin,Allah cc razı olsun.
SELAMİ ŞEKER
10.12.2009 14:42
Döneceğini bilerek beklemek sızı verir yüreğinize,
Dönemeyeceğini bilerek beklemek kor ateş düşürür yüreğimize... Yürekteki sızı geçici iken, Kor ateş son nefeste çıkar yürekten... YİNE GÜZEL BİR YAZI İLE HÜZÜNLENDİRDİNİZ BİZLERİ HOCAM.. SELAMLAR... OYA AKAR
10.12.2009 14:14
Rabbim,ailemiz ve sevdiklerimizle geçirecek uzunnnnn ömürler nasib etsin inşaallah...Semine hanım'ı bir imza organizasyonunda tanıma şerefine erişmiştim. O tatlı gülümsemesi,ilgi alakası hatırı küçümsenmeyecek türdendi. Rabbim ailenizi size daim bağışlasın hiç ayırmasın hocam...
neslihan
10.12.2009 11:17
Senai abicim Rabbm en kısa zamanda kavuştursun sizi.Ebedi saadet nasip etsin.
Sselam ve dualarımla.Banada dua edin Rabbim hayırlı bir yuva nasip etsin. yusuf
10.12.2009 09:50
Evlatlarımızdan çocuklarımızdan eşimizden şu dünya hayatında bir hafta on günlük müfarakatlar bile beynimizde fırtınalar estiriyorsa, acaba müfarakat-ı ebediye ile cezalandırılırsak...................... Hafizenallahü ve iyyaküm... Aman Allahım Aman Rabbim ...Sana sığınıyorum senden başka melceim yokki ona gideyim...Bizleri kendine kul kabul et.Amin
Hülya
09.12.2009 22:34
Evin içini dolduran ve onu yuvaya çevirenlerin kıymetini bilen anlayan ve yaşatıp yaşayanlardan eylesin Rabbim...
canan
09.12.2009 18:35
Evim boşken Allah'ı (c.c.) ve ölümü ve kabri keşfediyorum. Ailemize sahip değiliz, onlar sadece yanımızda, şimdilik. Sonra?
Yalnızlık, yaşamda bir an, Hep yeniden başlayan.. Dışından anlaşılmaz. Ya da kocaman bir yalan, Kovdukça kovalayan.. Paylaşılmaz. Bir düşün'de beni sana ayıran Yalnızlık paylaşılmaz Paylaşılsa yalnızlık olmaz. Özdemir Asaf Hümeyra.ö
09.12.2009 17:30
çok güzeldi hocam..
eve geldiğinde zili çalmamak, kapıyı açacak birinin olmaması o kadar ağır geliyor ki, anahtarı aramaya yanaşmıyor eller.. anahtarı bulmakta nazlanıyor.. selam ve dualarımla.. eren kardes
09.12.2009 15:03
KONYALI
09.12.2009 12:02
HOCAM bilirmisiniz? birde KALABALIK YALNIZLAR VARDIR .onların yalnızlıkları hiç geçmez...tek başına,veya kalabalıkta yalnızdır, hep yalnız!bunuda en iyi yaşayanlar bilir.
Acıdır kalabalıktaki yalnızlık...ANLAYAN YOKTUR SENİ,SÖYLEYEMeZSİN DERDİNİ ,'KİM O?' sesini işitirsin ,KAPILARI ACAN VARDIR,KARŞILAYANDA..FAKAT AÇILAN KAPININ ARDINDA KALIN Bİ RESMİYET DUVARı VARDIR...YIKAMAZSIN ONU ... ZAMANLA GERÇEK DOSTUNU , YANİ RABBİNİ BLDUGUNDA BU DUVARI SEN YIKAMIYOSUN AMA ,DOSTUN(RABBİN) BU DUVARI ŞEFFAFLAŞTIRIYOR...VE ESKİSİNDEN DAHA İYİ BİR HAL ALIYOR DİYEBİLİRİZ... BU YAZIM COĞUNA SAÇMA GELEBİLİR ...BELKİ SİZEDE...AMA KALABALIK YALNIZLARI, Bİ TEK DOSTU(RABBİ) ANLAR ... DURDANE YILDIRIM KONYALI
09.12.2009 11:40
selamÜn aleyküm hocam.YUVAYI YUVA YAPAN,TUĞLA KERPİÇ YADA NE BİLİYİM BETON DEGİLDİR .YUVAYI YUVA YAPAN SEVGİDİR. EMİNİM BUNU ŞU AN EN İYİ SİZ ANLIYORSUNUZ.YALNIZSINIZ BELKİ...ama geçici oldugunu biliyorsunuz.
Ya koca üstad MEHMET AKİF' in değimiyle BATAN GÜNEŞLERİMİZİN! 7 ŞEHİDİMİZİN AİLELERİ...Birde onları düşününsene artık bu dünyada kavuşamıycaklar...Annenin aş yerine ,can sunduğu yavrusu artık yok...babanın sağ kolum dediği aslan evladı yok...VE ARTIK NE BEKLENECEK BİR ASKER ,NEDE BİR TESKERE VAR... ATEŞ NERE DÜŞERSE DÜŞSÜN BENİ YAKARDI.BU KEZ ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ DEGİL,TÜM YÜREKLERİ YAKTI... BEKLEMEKTE GÜZELDİR BE HOCAM!Peki KİM DAHA ÇOK ACI ÇEKER?BEKLEYEN Mİ?BEKLEYECEK KÜMSESİ OLMAYAN MI? BUNLARI DÜŞÜNÜN VE BEKLEMENİN TADINA VARIN! yazınızı yürekten okudum.insaallah en kısa sürede eşinize ve çocuklarınıza COK ANLAMLI kavusursunuz. zehra
09.12.2009 11:13
şükür ki şehir dışına çıkmışlar bir an yazının sonuna gelmekten korktum :)allah yuvanızı daim etsin iki dünyada da...
Ömer Ardıçlı
09.12.2009 10:19
|