Senai Demirci

İnşaallah, 12 Eylül sabahı sandığa bir ibadet şuuru ile yürüyeceğim, Kahhar isminin tecellisine ayine olmak niyetiyle zalimlere karşı EVET diyeceğim...

Yazılarım ( 294 )
10.01.2010
Yazı boyutu
A A A
Ölümüme fon müziği isterim!

Son nefesimin yaklaştığını anlıyorum. Etrafımdaki her şey soluvermiş. Sağımda solumda gidişimi bekleyen uzak yüzler. Sıradan bir "ihtiyar" gibi ölümümü kanıksayacaklar. Sırası gelmiş bir "hasta" olarak beni paketlemeye hazırlanıyorlar. Tanıdık insan yüzleri bile uzak ve soğuk. Onların umduğu sabah benim için yok artık. Onların hazır bildiği yarınlar bana uzak. Kanı çekiliyor eşyanın. Uzandığım yatağın içinden tel tel çekiliyorum. Ömür boyu ardımdan sürüklediğim bedenimi tek bir nefesle aşağılara terk edeceğim. Gözlerim kapanıyor. Kimse aldırış etmiyor; ama ben ölüyorum. Teslim oluyor varlığım. Son yorgun kıpırtılarını göğsümde hissediyorum kalbimin. Yüzüme tutulan aynalara hevessiz bakıyorum. Yüzümden yüz çevrileceğinden öylesine eminim ki. Gücenik bir edayla bakıyorum ölümümü bekleyen sıcacık gözlerin içine. "Neden vazgeçiyorsunuz benden?" Ben vazgeçilmezlerden bilirdim kendimi. Başkalarının ölümüne alışıktım; beni bir "başkası" bilerek ölümüme alışacak başkalarıyla da suç ortağıyım şimdi. Niye itiraz ediyorum o halde bir "başkası"nın daha ölümüne. "Nasıl olur, bu defa ölen benim?" Oysa ne kadar çok yaşayan var; yarını sıradan karşılayacak kadar vurdumduymaz gafiller yaşıyor da, ben niye ölüyorum ki? "Haksızlık değil mi bu?" Beni saran duvarlar anlamsızlığa devriliyor. Dünyanın bütün tavanları çöküyor son an'ımın üzerine. Buharlaşıyor tutunduğum eşyalar. Elim elimden kayıyor. Tenim bana yabancılaşıyor. Derken, beklediğim fon müziği başlıyor: 1. Ve'dduha.. "[Seni bekleyen] o aydınlık sabahı düşün. Sanma ki hep gece olacak. Sanma ki hep karanlıkta kalacaksın. Akşamı olmayan o sonsuz sabaha doğru yolculuğunun ilk eşiğini geçmek üzeresin." İçimdeki buzlar eriyor. Tedirginliğim az da olsa dağılıyor. Gözümü kapadığım alem, gözlerimin açılacağı alemi arkada bırakmaya değiyor mu ki? Hangi köşesine düşeceğim hesapların? 2. Ve'lleyli izâ secâ. "[Üzerinden geçecek] o durgun geceyi düşün. Terk edildiğini sandığın o sessizlik anlamsız değil. Seni saracak o toprak sahipsiz değil. Seni bekleyen derin unutulmuşluk gözden çıkarılmış değil. Hesaba katılmaz olacak olsan da, bir hesap var o ?gece'nin koynunda. Hesaplar sensiz olsa da artık, seni bir hesap eden oldu ve hep olacak." Bana çok mu görülüyor yeni bir sabah daha? İstenmez mi oldum yeryüzünün sevinçleri arasında? Hiçbir yere yakıştırılmayan adam olmak ne acı. Hiçbir sofrada beklenmeyeceğim bundan böyle! Hiçbir kapıyı çalmam umulmayacak yarından sonra. Hep başkaları giderdi, ben kalırdım. Ben niye gidiyorum şimdi? Gözden mi çıkarıldım yoksa? Canım çekiliyor tenimden. Nabzım terk ediyor bedenimi. Göz bebeklerim yuvalarından akıyor şimdi. Yüzüne bakılmaz adam ben miyim şimdi! Bakılacak yüzü kalmayan ürkütücü bir kafatası olmamı niye istiyorsun ey Rabbim! Niye ama, niye? Niye şimdi? Daha sonra olmaz mıydı? Niye ben? N'olur başkası ölseydi! Kafa sesi, dağlardan vadilerden taşarak, perdeleri kaldırıp, pencere camlarını kırarak, tatlı bir fon müziği oluyor. Şehrin boş lakırdılarını susturarak, insanların anlamsız vıdı vıdılarını keserek, dolduruyor can kulağımı: 3. Rabbin seni ne terk etti ne de sana küstü. "Seni başkaları terk etti diye, Rabbin de terk edecek mi sandın? Yüzünü en sevdiklerin bile bakılmaz bilse bile, Rabbin sana küsmedi. Kendi ellerin terk ediyor seni; ama elini elsizken de tutan Rabbin yine tutacak elinden. Kendi gözlerin körleşiyor sana; ama seni gözün yokken de gören Rabbin seni asla gözden çıkarmayacak." Ölmek ha! Sırası mı şimdi? Daha önce hiç yaşamadım ki ölmeyi. Geri dönmeyeceğim yollara hiç adım atmadım ki. Herkesin acıdığı bir adam hiç olmadım ki. Hiçbir günümü yarının kucağına tamamlanmış olarak koyamadım ki. Nasılsa yarın var diye eğretileştirdim, ıskaladım "bugün"lerimi! Dudağımın hepten susmasına razı olacak, o son cümleyi hiç kurmadım ki. Diyeceğim var hâlâ. Defterimi hepten kapatmaya razı olacak en amelimi yapmadım ki! Edeceğim var yarınlarda. Nereye böyle! İstemeden, elimde olmadan hem de. Karşı konulmaz bir sürüklenme bu! Ne istersem onu yapardım şimdiye kadar. Şimdi hiç itirazsız toprağa uzanacağım ha! Ama nasıl? Daha hazır değilim! Hesap vermeyi hep ertelemiştim! Hep "gelecek"ti nasılsa! Şimdi gelecek de geldi mi yani? Ne gelecek benim başıma peki? Ölümden beteri gelmedi kimsenin başına bu dünyada.. Fon müziğine kulak kesiliyor ruhum: 4. Senin için bundan sonrası bundan öncekinden daha güzel olacak. "Hep daha iyiye doğru yürüyeceksin. Yaşadığın her an sana yeni şeyler kazandıracak. Varlığın her defasında değişecek, ama her zaman bir öncekinden daha hayırlı olacak. Merak etme, seni bekleyen ?ahiret' arkanda bıraktığın ?dünya'dan daha daha güzel olacak.. Hep kazanacaksın, hep kazanacaksın, hep kazanacaksın." Öyle ki [devam ediyor fon müziği] 5. Verecek sana Rabbin ve sen razı olacaksın! "Öyle çok verecek ki sana, artık daha isteyemez olacaksın. Öyle fazla verecek ki fazlından, sen başka bir şey daha istemeyi akıl edemeyeceksin. İsteyebileceklerinin hepsi elinde olacak. Hiçbir eksiğin olmayacak. Aradıklarının hepsi yanında olacak. Hiçbir korkun olmayacak. Yitirdiklerin bir bir seni bulacak. Ve artık hiç mahzun olmayacaksın." Duam o ki, Duha Sûresi çınlayacak âlemde. Ağlamaların hepsini bastıracak. Korkuların hepsini susturacak. Hüzünlerin hepsinin yerine müjdeler koyacak.
| Daha

Bu yazı 2651 defa görüntülenmiştir.
Yorumlar ( 11 )
zeynep beydilli
14.01.2010 12:21
YAŞAMAK MI ÖLMEK Mİ DİYE İL KEZ İÇTEN VE DERİNDEN DÜŞÜNDÜM ELHAMDULİLLAHHHHHHHHHHHHHH ...


esra
14.01.2010 01:34
duanıza aminden başka ne denir ki hocam...Duha Suresinin muhatabı olarak dünya hayatımızı geçirirz ve sonlandırırz inşallah ...


elifcan
11.01.2010 20:25
şu fani dünyada bir peygamber görmek için neler vermeyiz...Yüzyirdörtbin küsür peygamber orada,Peygamberimiz orada,Allah dostları,salihler orada,sevdiğimiz ve özlediğimiz yüzler orada..Ölümümüz onlarla buluşma anımız olur inşallah..Senai abi yüreğinize sağlık,selam ve dua ile..


Olcay tuysuz
11.01.2010 16:13
Yuregınıze saglık.ölum ve olum korkusunun soguk yuzu ancak bu kadar sıcak ıfade edıleblir dıye dusunuyorum


nurten
11.01.2010 14:53
Amiin, inşaallah!
O "ölüm" anını ve Duha Suresi'ni hiç unutturmasın Rabbim bizlere inşaallah!
her nefesimizi "son" nefesimizmiş gibi alıp vermeyi nasip eder inşaallah! yarını hiç ama hiç unutmadan yaşayabilmeyi nasip eder inşaallah!!!
Allah (c.c.) razı olsun Hocam! Sizi ne güzel bir vesile eyliyor.
Selam ve dua ile inşaallah!...


kübra
10.01.2010 22:56
Efendimiz (a.s)'a en sıkıntılı zamanında nazil olan "Duha" suresine, hiç bu pencereden bakmamıştım.. İnşaallah o gün geldiğinde, Rabbim korkularımızı Duha suresi ile giderir.. Allah razı olsun hocam..


Selahattin Karakök
10.01.2010 21:38
Her şeyin en çaresiz olduğu…
En zor anda en büyük müjde…
Kelam-ı ezeli…


gulnuri
10.01.2010 20:55
cok ibret alici bir yazi bence bunu okuyan bir cok insan ibretler alacak bu hizmetlerinizden dolayi allah razi olsun cok begendim arkadasimada yolladim tesekkurler boyle guzel yazidan dolayi


ESRA
10.01.2010 19:15
Yazıyı okuduktan sonra zamanımın önemini ve hiç boşa geçmemesi gerektiğini bir kez daha anladım.ne de olsa zamanımız hayatımız bize verilmiş emanettir.gün gelecek bizden alınacaklar.En iyi şekilde emanetlerimize sahip çıkmayı Allah bize nasip etsin.


fatih
10.01.2010 17:09
Ne kadar güzel anlatmışsınız hocam ölümü Allah razı olsun sizden. Rabbim bizlere geride bıraktığımız hayatlarımıza razı olacak şekilde ölümün içinden geçmeyi nasip etsin inşallah...


funda
10.01.2010 16:23
harika bir yazı..ÖLÜM en Büyük gerceğimiz belkide ölümün soguk yüzünü değil sıcak yüzünü göster Rabbim bize..Gözlerimizi dünyaya kapattığımız o anı sana vuslatımız eyle..


Anasayfa | Biyografi | Yazılarım | Kitaplarım | İletişim
Her hakkı mahfuzdur. www.senaidemirci.net
web tasarımı deSen