Senai Demirci

Kafka'nın işaret ettiği tevafuk tam da "kul" tarifini fısıldıyor: "Sein" sözcüğü Almancada iki anlama gelir: "Var olmak" ve "Onun olmak." "O'nun olmak"tan başka bir "var olma" seçeneği var mı ki! 

21.09.2010
Yazı boyutu
A A A
Mustafa İslamoğlu cennet ve cehennemin ebedî olduğuna inanmıyor mu?

Sıkça hesaba çekilirim. "Nasıl olur da cennet ve cehennemin ebedilğini inkâr eden Mustafa İslamoğlu'yla birlikte olursun?" Gelmiş ve gelecek soruların ve aynı zamanda ilmin da hakkını vermek üzere aşağıdaki soruyu ve M. İslamoğlu'nun soruya verdiği cevabı aktarıyorum:

Değerli hocam, size bir sual sormak istiyorum, amacım; size karşı olan sevgim bir meseleye bakış açınızdan dolayı burukluk yaşadı. Bu mesele üzerinden yaklaşık olarak dört sene geçmiş olmasına rağmen dayanamadım internet yoluyla sorma ihtiyacım duydum. Hocam, bir gün tefsir dersinde şöyle bir açıklamada bulundunuz, "Cennet sonradan yaratılmıştır, sonradan yaratılan yok olmaya mahkûmdur, baki olan Allah'tır, cennet de yok olacaktır" bunu söylerken tefsir müdavimlerinde kıpırdanmalar oldu, siz "O zamana kadar kalın yeterdir" dediniz.
Sevgili hocam, inanın siz bunu söylerken benim kafamdan bir ton kaynar su dökülmüş gibi oldu. Tefsir bittikten sonra acaba ben mi yanlış anladım, -inşallah öyledir- dedim ama diğer müdavimlere sordum onlar da aynı şekilde anladıklarını söyledi. Sonra ben, konuyla alakalı tefsir kitaplarını araştırdım. Birçok kişiye de danıştım ve meğer toplumda Mustafa İslamoğlu cennetin geçici olduğunu savunuyor diye biliniyormuş. Hatta bir gün müşterimle giderken konu İslam'dan açıldı, müşterim bana kime takılıyorsun dedi. Ben Mustafa İslamoğlu deyince o, "Git işine o cennetin geçici olduğunu söylüyor" dedi. O, bunu bana söyleyince ikinci bir şok daha geçirdim.

İslam tarihini araştırdım, bu görüşü savunan sadece bir kişi çıktı, fakat o İslam ulemasına hiç itibar edilmemiş. İsmini biliyordum şimdi unuttum. Sevgili hocam, bu bakış kişisel bir bakışın mıdır, kişisel bir bakışın ise dayanağın nedir? Kur'an'da ebedî olduğuna yönelik âyetlere ne demeli? Geçici olan bir cennet geçici bir ahiret demek, geçici bir ahiret demek geçici bir cehennem demektir. O zaman reenkarnasyona inananları burada hakkı çıkarmak lazım. Kur'an'da geçen ebeden ebedî kavramı mecaz mıdır, kinayeli midir? Elbette her şey yok olmaya mahkûmdur ama Allah, bir şeye ol dediği zaman da oluverir ebedî kal dediğinde ebedî kalacaktır. Buna itiraz eden mi var?
Cevap verirseniz memnun olurum.


Aziz Talib,

Aleyküm selam

 

1) "Cennet cehennem yok olacaktır" görüşü benim görüşüm değildir. Bir Kur'an talebesi olarak Kur'an'daki "huld" ves "ebed" kelimelerini tahlil ettim. Cennet ve Cehennemin ebediliğinin nasıl anlaşıldığını sahabenin olayı nasıl yorumladığını söyledim. Hz. Ebubekir'in, Hz. Ömer'in, Hz. Abdullah b. Mes'ud başta olmak üzere birçok güzide sahabinin bu konudaki günümüz yaygın kanaatinin aksine olan görüşlerini serdettim. Cehennemin sonsuz olmadığını söylediklerini naklettim. Buna da İbn kayyım el-Cevziyye'nin yazdığı Hadi'l-Ervah İla Biladi'l-Efrah adlı eserini kaynak gösterdim. Bu eser Arapça olarak piyasada var. Her yerde satılıyor. Bakmak isteyen açıp bakar. İbn Kayyım'ın ilmî yetkinliğinin derecesini siz bilmezseniz bilen birine sorabilirsiniz.

Siz yanlış adrese kızıyorsunuz. Hz. Ebubekir'e, Hz. Ömer'e, Hz. Abdullah b. Mes'ud'a kızmanız, onlara hesap sormanız lazım. Onlara hesap sormanız gerekirken bana hesap sormanız adil değildir. Hak değildir. Zulümdür. Allah razı olmaz.

 

2) Bakara Sûresi'nde Cennet ve nar'ın ilk geçtiği yerde bu konudaki farklı görüşleri bir müfessirin ilim namusu gereği zikrettim. Bir önceki kasette/CD'de başkalarının görüşünü naklettim. Bir sonraki derste kendi görüşümü naklettim. O da şuydu: Cennet ve cehennemin zamanı ğaybi bir konudur. Bu konuda konuşmak ğaybı taşlamaktır. Bunu Allah bilir. Bize düşen cehennemden sakınmak cenneti hak etmektir.

Bu orada şahidim olarak öylece durduğu halde, başkalarının görüşlerini bana yazmamanız ve öyle takdim etmeniz,

a. Söz emanetine sadakat değildir.

b. Kul hakkıdır.

c. İftiradır.

3) "Git işine o cehennemin geçici olduğunu söylüyor" diyen esnaf arkadaşınızın bu sözüne "ikinci bir şok daha geçirdim". Sizi ömrünü ilme vakfetmiş biri olarak ben şok edemedim. Sahabeden naklettiklerim şok edememiş. Benim bu hizmeti vermem şok edememiş de, arkadaşınızın eminim ki hiç tanımadığı, eserlerini okumadığı bir Kur'an talebesi hakkında söylediği bir cümle mi şok eti? Vah vaaaah! Vah ki vaaah! Benim emeklerime vah! Eğer hayatımı vakfettiğim bu hizmette insanları ölçü alsaydım, şu tavırlarıyla "Bunlara değmez ey Allah'ın Mustafa kulu" deyip susardım. Hele ki Allah'ın ellerine bakıyorum. Hele ki O'ndan bekliyorum karşılığını.

 

A. Cahilin âlim hakkındaki şehadeti kabul olunmaz der İbn Abidin. Doğru söyler.

B. Piyasada aleyhimde kapsamlı, plânlı ve sistematik bir kampanya olduğunu biliyorum. Bu işin sünnetinin böyle olduğunu biliyorum.

C. Bu kampanyayı yapanların da din kardeşlerim olduğunu biliyorum ve diyorum ki: Hasetçinin hasedinden allah'a sığınırım.

 

4) Araştırdım, bir kişiden başka bunu söyleyen bulamadım diyorsunuz. Kendinizi tanıtmadığınız için âlim olup olmadığınızı bilmiyorum. Eğer Kur'an'a, sünnete, sahabe kavillerine, İslam'ın ana kaynaklarını kendi dilinden okuyup yorumlayacak ve karşılaştıracak bir bilgiye sahip âlimseniz, yapacağınız tek şey vardır: Gösterdiğim kaynağı açıp oradan naklettiğim bilgilerin doğru nakledilip etmediğini kontrol etmek. İşte bunu yapsaydınız ve benim oradan yanlış, yalan, eksik ve çarpık naklettiğimi tespit etseydiniz;

Ben,

 

A. Sizi tebrik eder, size dua eder, sizin elinizi öperdim bana bir yanlışımı gösterdiğiniz için.

B. Başta kendilerinden nakilde bulunduğum sahabiler olmak üzere herkesten helallik Allah'tan da af dilerdim.

C. Yanlışımı düzelttiğimi ilan etmekten zerrece yüksünmez, bunu bir şeref borcu bilirdim.

 

Eğer bunu yapacak bir ilim, birikim ve yetkinlikten yoksanız, şu yukarıdakilerden hangisini yapmayı göze aldığınızı merak ediyorum. Eğer bunu yapamadınızsa, nereden araştıracaksınız, kimden soracaksınız ki, araştırdım gibi büyük bir söz ediyorsunuz?

Âlim olmamanız durumunda siz şu halinizle "Araştırdım da şu sonuca ulaştım" deme hakkını kendinizde bulacaksınız da, hayatını ilim yolunda harcamış olan Allah'ın Mustafa kulu araştırmadan, soruşturmadan, bilmeden, işkembe-i kübradan konuşmuş olacak. Öyle mi?

Cahilin araştırması araştırma, âlimin araştırması "git işine" olacak öyle mi?

Âlimlerimizin bin bir emek zahmetle çıkardığı bilgileri onlara kara çalmak için hazır kıt'a bekleyenlerin ellerinde çamura dönüştürecek ve onları bildiklerini milletle paylaştıkları için analarından emdiğini burnundan getireceğiz, onların yerine cahillerimizin kendinin bile amel edemeyeceği önyargılarını, mahalle dedikodularını, takvim yaprağı bilgilerini esas alacağız öyle mi?

 

SON SÖZ:

AYIP

YAZIK

GÜNAH.

 

Emeğe saygı Allah'a saygıdır. Allah bile Allah iken emeğe saygı gösterir. Ya şu insanoğlunun emeğe saygısızlığına ne demeli?

Ben size hakkımı helal ediyorum. Fakat bundan böyle ilme ve emeğe saygı göstermenizi, cahilin âlim hakkındaki şehadetinin geçersiz olduğunu kabul edeceksiniz. Ve en önemlisi, zaten az olan âlimlerinizin arkasından konuşurken yüz kez düşünüp öyle konuşacaksınız.

 

Hasbünallahu ve ni'me'l-vekil.

 


| Daha

Bu yazı 5608 defa görüntülenmiştir.
Yorumlar ( 0 )
Anasayfa | Biyografi | Yazılarım | Kitaplarım | İletişim
Her hakkı mahfuzdur. www.senaidemirci.net
web tasarımı deSen